| ...VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı, 2001- 2005 |
özel ihtisas
komisyonları: bilgi ekonomisi...
|
| Çalışma Çerçevesi
Tartışılması Düşünülen Konular İnternet Kaynakları E-posta: oik02@oik8.dpt.gov.tr |
Başkan
Raportörler Koordinatörler |
|
|
|
|
| 26.11.1999 Saat: 9:30 | DPT 16. Kat Toplantı Salonu | birinci toplantı |
| 10.12.1999 Saat: 10:00 | DPT 16. Kat Toplantı Salonu | ikinci toplantı |
| 23.12.1999 Saat: 9:30 | DPT 14. Kat Toplantı Salonu | üçüncü toplantı |
| 11. 1.2000 Saat: 14:00 | DPT 9. Kat Toplantı Salonu | dördüncü toplantı |
| 18. 1. 2000 Saat: 9:30 | DPT 14. Kat Toplantı Salonu | beşinci toplantı |
| 26. 1. 2000 Saat: 9:30 | DPT | altıncı toplantı |
| 28. 1. 2000 Saat: 9:30 | DPT | yedinci toplantı |
| 31. 1. 2000 Saat: 16:00 | DPT | sekizinci toplantı |
| ...© DPT, 18.11.1999 - 2. 2. 2000 |
|
|
|
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
çalışma
çerçevesi...
|
|
Bilgi ve bilişimin üretim, dağıtım ve kullanımına dayalı hale gelen ekonomiler
“bilgi ekonomileri” olarak nitelendirilmektedir. Günümüzde, OECD bilim,
teknoloji ve sanayi politikalarının bilgi ekonomilerinin performans ve
refahlarını en üst düzeye çıkaracak şekilde oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
OECD ekonomilerinde gözlemlenen ileri teknolojili yatırımlarda artış, ileri
teknolojili sanayilerde gelişme, kalifiye işgücünde yoğunlaşma ve bunlarla
bağlantılı olarak verimlilik artışları gibi alanlarda görülen eğilimler
de bu ihtiyacı yansıtmaktadır. Bilginin uzun süredir, ekonomik büyümenin
önemli bir faktörü haline gelmiş olmasına rağmen, iktisatçılar şimdi teori
ve modellerin bilgi ve teknolojiyi daha doğrudan bir şekilde içermesine
çalışmaktadırlar. “Yeni büyüme modelleri”nde de yansıması görülen bu yaklaşım
çerçevesinde araştırma ve geliştirme yatırımları, eğitim ve yetiştirme
ve yeni yönetim yapıları büyümenin temel unsurlarını oluşturmaktadır.
Bilgiye ilişkin yatırımların yanısıra, bilginin yayılması da ekonomik performansın temel faktörlerinden birini oluşturmaktadır. Günümüzde, bilginin dağıtımı - doğrusal bir süreç olmaktan çıkarak üretici ve kullanıcılar arasındaki karşılıklı etkileşime dayalı bir süreç haline gelmiş olan - inovasyon sistemi aracılığıyla ekonomik gelişmeyi derinden etkilenmektedir. Bilgi ekonomisinde istihdamı, kalifiye işgücüne yönelik talebin yoğunlaşması şekillendirmektedir. Bu bağlamda, hükümet politikalarının
Esas itibariyle kamu araştırma laboratuvarları ve yüksek öğrenim enstitülerinden oluşan bilim sistemi, bilgi ekonomisinde bilgi üretimi, aktarımı ve transferini de içeren kilit işlevlere sahiptir. Diğer taraftan, OECD bilim sisteminin, “temel araştırmalar yoluyla yeni bilgi üretme ve yeni bilim adamı ve mühendis kuşakları yetiştirme”yi içeren geleneksel rolüne yeni bir işlev daha eklenmiştir. Bu işlev “bilgi ve teknoloji transferi alanında sanayi ile işbirliği”dir. OECD bilim sisteminin bu iki rolü bağdaşıran bir nitelik kazanması zorunludur. Bilgiyle bağlantılı göstergelerin kapsam ve niteliklerine ilişkin eksiklikler genelde bilgi ekonomisindeki gelişmeleri yeterince anlamamızı engellemektedir. Geleneksel milli gelir hesaplarının çerçevesi, ekonomik büyüme, istihdam ve verimlilik eğilimlerini açıklamaya yetmemektedir. Araştırma ve geliştirme harcamalarından başlayarak, özellikle bilişim teknolojilerinin yayınımına ilişkin olarak bilgi birikim ve akımlarını, bunların teknolojinin verimliliği ve büyümesi üzerindeki etkilerini daha iyi ölçebilmek amacıyla yatırımların sosyal ve ticari getiri oranlarını, bilgi ağları ve ulusal inovasyon sistemlerinin işleyişini ve beşeri sermayenin gelişmesi ve beceri açısından zenginleşmesini daha iyi yansıtacak göstergelere ihtiyaç bulunmaktadır. |
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
tartışılması
düşünülen konular...
|
|
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
internet
kaynakları...
|
| Uluslararası İntrenet Kaynakları |
Uluslararası İntrenet Kaynakları
| OECD Science, Technology and Industry Scoreboard
1999: Benchmarking
Knowledge-based Economies. (18.10.1999)
Building a strong economy through knowledge and innovation. Building the knowledge driven economy. Public policy for a knowledge economy. Joseph Stiglitz. Reengineering and management training in the knowledge-based economy. Zhiping Wang. |
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
başkan,
raportörler, koordinatörler...
|
| Başkan | Osman Coşkunoğlu |
| Raportörler | Metin Şimşek |
| Koordinatörler
(DPT, santral: 312 230 87 20) |
Umut Gür, DPT
dahili: 60 04 |
| Ercan Boyar, DPT
dahili: 60 27 |
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
üye listesi...
|
| No | Ünvanı | Adı | Soyadı | Kurumu |
| 1 | Nilüfer | AGAN | Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu | |
| 2 | Reha | AKÇAKAYA | ŞİŞECAM AŞ. | |
| 3 | Ali | AKURGAL | NETAŞ | |
| 4 | Prof.Dr. | Murat | AŞKAR | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 5 | Müs.Müşa. | Arif | AYDIN | Denizcilik Müsteşarlığı |
| 6 | Dr. | Özlem | BAYRAM | Ankara Üniversitesi Rektörlüğü |
| 7 | Doç.Dr. | Talat | ÇİFTÇİ | Eczacıbaşı Holding |
| 8 | Hasan | ÇOBAN | Devlet Planlama Teşkilatı | |
| 9 | Osman | ÇOŞKUNOĞLU | Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğü | |
| 10 | Yrd. Doç. Dr. | Yaşar | DEMİR | Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü |
| 11 | Murat | DİREN | Eskişehir Büyükşehir Belediyesi | |
| 12 | Prof.Dr. | Metin | DURGUT | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 13 | Prof.Dr. | Nesim | ERKİP | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 14 | Ali | ESEN | BEKSA | |
| 15 | Uzman | B. Ali | EŞİYOK | Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. |
| 16 | Doç.Dr. | Haluk | GERAY | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 17 | Dr. | Ayşe | GÖZEN | Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğü |
| 18 | Arş. Gör. | Sanem | GÜVENÇ | Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğü |
| 19 | Prof. Dr. | Haluk | KASNAKOĞLU | Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğü |
| 20 | Dai. Bşk. | Selçuk | KAVASOĞLU | Devlet Planlama Teşkilatı |
| 21 | Prof. Dr. | Faruk | KÖKER | Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü |
| 22 | Doç. Dr. | Serap | KURBANOĞLU | Hacettepe Üniversitesi |
| 23 | Fatmanur | NOMER | Deniz Ticaret Odası | |
| 24 | Burhan | ÖNGEOĞLU | TMMOB - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği | |
| 25 | Prof. Dr. | Tuncer | ÖREN | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 26 | Prof. Dr. | Sinan | ÖZALP | Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğü |
| 27 | Yrd. Doç. Dr. | Fahrettin | ÖZDEMİRCİ | Ankara Üniversitesi Rektörlüğü |
| 28 | Prof. Dr. | Tuncay | ÖZGÜNEN | Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü |
| 29 | Kurucu Üye | Ergun | ÖZKALAYCI | Türkiye Zeka Vakfı |
| 30 | Bülent | PİRLER | Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu | |
| 31 | Uzman | Talat | POSTACI | Milli Prodüktivite Merkezi |
| 32 | Meral | SAYIN | Sanayi ve Ticaret Bakanlığı | |
| 33 | Müjgan | ŞAN | Türk Kütüphaneciler Derneği | |
| 34 | Metin | ŞİMŞEK | OMNI Müh., Tur., Yayım., San. ve Tic. Ltd.Şti | |
| 35 | Prof. Dr. | Erol | TAYMAZ | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 36 | Ahmet Yaşar | TONTA | Hacettepe Üniversitesi | |
| 37 | Prof. Dr. | Ergun | TÜRKCAN | TÜBİTAK Başkanlığı |
| 38 | Barış | YASLAN | Devlet Planlama Teşkilatı | |
| 39 | Şb. Md. | İbrahim | ERİŞ | Dış Ticaret Müsteşarlığı |
| ...özel ihtisas komisyonları: bilgi ekonomisi |
açıklamalar...
|
|
2001-2005 yıllarını kapsayacak Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlık
çalışmaları kapsamında oluşturulan Bilgi Ekonomisi Özel İhtisas Komisyonu
ilk toplantısını 26 Kasım 1999 günü saat 09.30 da yapmıştır.
Toplantısını açılışını takiben Komisyonun çalışma kapsamına ilişkin görüşmeler yapıldı, üyeler ;bilgi ekonomisi; kavramı üzerinde görüşlerini ve konunun ele alınış şekline ilişkin önerilerini dile getirdiler. Bu çerçevede, Komisyon çalışmalarının esasının sadece bilginin üretilmesi değil, bunun ötesinde, yayılması ve ekonomik değer yaratılmasına yöneltilmesi üzerinde yoğunlaştırılması gereği vurgulandı. Daha sonra görev bölüşümü yapılarak Komisyon başkanlığına Sayın Dr. Osman Coşkunoğlu, raportörlüğüne de Sayın Metin Şimşek seçildiler. Daha sonra Bilgi Ekonomisi konusunun nasıl ele alınması ve hangi çerçevede yoğunlaşması gerekeceği konusunda tartışmalar sürdü ve üyeler aşağıdaki görüşleri belirttiler. (?) Bilginin ekonomiye kazandırılmasına dönük gerekli altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi.
(Haluk Geray) Çerçeve önerisinde 3 yaklaşımı birarada görüyoruz.
Bunlar
( ? ) Bilim ve teknolojik gelişmelerin yapılmasından çok bunların ekonomiye kazandırılması önemli ve bu konu üzerinde odaklaşılabilir. Hangi bilgi dallarının ekonomiye kazandırılması gerektiği üzerinde durulmalı. (
? ) Biz hangi sonuca ulaşmayı hedefliyoruz? Bilginin ekonmiye katkısının
sağlanması amaçlanıyor.
(Fahrettin Özdemirci )Bilgiyi ekonomik değer haline getirmek için ne yapmalıyız? Bunun için kurumsal yapılanma ne olmalı? Bilgiye erişimi sağlamak için bir Ulusal Veri Tabanı oluşturmalıyız ve bunun altında detay veri tabanları olmalı. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği var. Bunun için yasal ve kurumsal düzenlemeler gerekiyor. Bunları plana yansıtmalıyız. (Haluk Geray) Bu öneriler 81 nolu ÖİK ile çakışıyor. Eğer altyapı ve innovasyon sistemi olarak bakmayacak isek makro ekonomik yaklaşımlar çerçevesinde Türkiye'nin önünde ne gibi fırsatların ve tehditlerin bulunduğunu tartışmalıyız. Eğer göstergeleri tartışacaksak bu göstergeleri izleyenlerden yararlanmalıyız. Beyin fırtınası ile fırsat ve tehditleri tartışalım. (Nilüfer Agan) Konuyu ekonomik perspektiften ele almak gerekir. (Şeref Saygılı) Rekabet gücünde yakın zamana kadar fiyat, dolayısıyla işgücü fiyatı önemli. Son yıllarda bu eğilimler tersine döndü. Bizde ise rekabet gücü hala düşük işçilik ücretlerine dayanıyor. Tüketici davranışı da fiyattan kaliteye doğru ağırlık değiştiriyor. AR-GE performansı ve patent gibi konular önemli. Geleneksel faktörlerin önemi azaldı, bunu vurgulanması gerekir. Kaynakların kısıtlı olduğu, eğitime önem verilmesi gereği var ve her kesimi kapsayacak network organizasyonları gerekli. (İbrahim Eriş) Bilgi ekonomisinin geliştirilmesinde terminolojide Türkçeleşme sağlanmalı. Konuya arz ve talep açısından bakılmalı. Yasal boyutu ele alınmalı. (Osman Coşkunoğlu) SWOT analizi uygulanabilir. Kurumsal düzenlemeler, yasal düzenlemeler, altyapı ve rekabet faktörü ele alınmalı. Hedef ve sonuç olarak neyi görmek istediğimizi iyi belirlemeliyiz. Bu çerçevede fırsatları yakalayıp değerlendirme hedeflenmeli, ve bu da makro politikayı etkileyecek şekilde yapılmalı. 20 yıllık bir projeksiyon, güç olmasına karşın, gerekli. Bilgi teknolojisi ve ekonomiye yansıtılması önemli. Bu konuda endüstride çarpıcı örnekler var. Bu konuda sistem yaklaşımını benimsemeliyiz ve olay sadece bilgi işlem alanında değil, her alanda önemli. Haluk Bey'in önerisine katılıyorum. 20 yıl zor olsada önümüzdeki yıllar için önümüze çıkan fırsatları ve karşımıza çıkacak tehditleri belirlemeliyiz. 2 aylık bir süremiz var. İlk bir ay bu konu üzerinde çalışırsak ikinci ayda yapılacakları tartışabiliriz. (Haluk Geray) Deprem ve bölgesel kalkınma da fırsat ve tehditler içerisinde değerlendirilebilir mi? ( ? ) İlk bir ayı başkanın önerisine göre değerlendirelim. Dünyada büyük gelişmeler oluyor. Knowledge Based Economy çerçevesinde bilginin önemi vurgulanıyor. Bilgiye yapılacak yatırım destek görecektir. Dünyanın bu konuda nereye gittiği incelenebilir. Çıkacak sonuçlar kısa, öz ve herkesin anlayabileceği şekilde olmalı. (Osman Coşkunoğlu) Bu konuda iki yaklaşım var: birincisi optimistlerin fırsatlar üzerinde, pesimistlerin ise tehditler üzerinde çalışması. Diğer yaklaşım ise herkesin kendi bilgi alanı içerisinde önümüzdeki fırsat ve tehditler üzerinde odaklanması. İkinci yaklaşım daha doğru görülüyor. (Hasan Çoban) Değişik görüşlerin dile getirilmesinde yarar var. Karşıt görüşler anlayışla karşılanmalı. (Osman Coşkunoğlu) Bir liste oluşturup üzerinde ev ödevi yapalım. Bir hafta hazırlık yaptıktan sonra bir - iki hafta içerisinde bilgi alış verişi yapalım. Bunları daha sonra disipline edelim. Bir ay sonra da önerilere dönük bir toplantı gerekir. 2 husus ayırdedelim: yorum ve gerçek. Çalışmalarımız ne kadar gerçeğe dayalı olursa o kadar yararlı olur. Oturum sonunda görüş alışverişinin DPT bünyesinde açılacak e-posta ağı ve bir web sayfası üzerinden yapılması önerildi. Bir sonraki toplantının 10 Aralık 1999 tarihinde saat 09.30 da DPT'de yapılmasına karar verildi. |
| BİLGİ
EKONOMİSİ Ö.İ.K.
10/12/1999 TARİHLİ TOPLANTI TUTANAĞI BEKÖİK-TT2 Bilgi Ekonomisi Öİ.K. ikinci toplantısı 10/12/1999 Cuma günü saat 09.30 da DPT binasında yapıldı. Toplantıya Umut Gür, Talat Postacı, Barış Yaslan, Müjgan Şan, İbrahim Eriş, Tayyar Şen, Metin Şimşek, Osman Coşkunoğlu, Ercan Boyar, Yaşar Tonta, Fahrettin Özdemirci, Hasan Işın Dener, Ümit Çakar, Hasan Çoban, Fatma Nur Nomer, ve Nilüfer Agan katıldılar. Başkan Osman Coşkunoğlu toplantıyı açarak bir önceki toplantı hakkında bilgi verdi, ve internet ve/veya e-posta üzerinden tartışma platformu uygulamasının yapılamaması nedeniyle konunun tehdit-fırsat-güçlü-zayıf yanlar çerçevesinde bu toplantıda tartışılmasını önerdi. Osman Coşkunoğlu: akademik potansiyelimiz, işgücümüz, beyinsel yeteneklere sahip olmamızı güçlü yanlarımız olarak nitelendirdi, ancak soyutlama yeteneklerimizde sıkıntılarımız olduğunu belirtti. Zayıflıklarımız olarak, ucuz işgücü kullanımına ve doğrudan teşviklere yönelik alışkanlıklarımızı, politikadan yoksun olduğumuzu, serbest rekabet görüntüsü altında bir başıboşluk olduğunu belirtti. Yakın zamanlara kadar izlenen teşvik politikasının girişimciliği önlediğini ve rekabeti bozucu nitelikte olduğunu vurguladı. Fırsatlar olarak, bilgi çağının erişilebilirlik ile sınırlı olduğunu, bilgiye erişim fırsatı bulunduğunu belirtti. Tehditler olarak da, Çin ve diğer doğu asya ülkelerinin Türkiye'nin yapabileceği şeyleri daha ucuza yapabileceği gerçeğini vurguladı. İbrahim Eriş: Yeni teknolojilere bir talep olduğunu, ileri teknolojiler için gümrük vergisinin sıfırlandığını, bunun bir güç faktörü olduğunu; politikaları oluşturanların kısa dönemlerde değişmesinin zayıflık oluşturduğunu belirtti. Tehdit olarak görülebilen uzak-doğu ülkelerinin rekabetçi fiyatlarının, buradaki ticari temsilciliklerimizi artırmamız durumunda bu pazarların daha iyi izlenerek önlemler alınması sonucunda tehdit olmaktan çıkacağını vurguladı. Müjgan Şan: Bir politika eksikliği bulunduğunu, bilginin üretimi, kullanımı ve yönetiminde bir sorun bulunduğunu, bu konuda komisyon çalışmalarının sürekli kılınması gerektiğini, bilginin sektörel bazda kullanılacağını, bu nedenle sektörel bilgi merkezleri kurulması gerektiğini ve bundan yararlanabilmek için de elektronik kütüphaneler oluşturulmasına dönük yasal ve kurumsal düzenlemelere gerek olduğunu belirtti. Bilgiyi kullanamadığımızı, devletin bilgi kullanımı için özel sektörü zorlaması, buna dönük teşvikler vermesi gerektiğini belirterek, yanlış tarım teşvik politikalarının tarımın gelişimini engellediğini, bir gizli bilgisizlik politikasının bulunduğunu vurgulayarak bilginin iyi üretilmesi, iyi yönetilmesi ve iyi kullanılması gerektiğini dile getirdi. Talat Postacı: Bilgi ekonomisini iyi tanımlamamız gerektiğini, bu konuda popülist yaklaşımlar bulunduğunu, bilgiden çok sözedilmekle birlikte iyi tanımlanamadığını, bilgi konusunda bir bilgisizlik olduğunu belirtti. Bu konuda politikayı kimin belirlediğinin ve ne yapıldığının belirsiz olduğunu, bir eşgüdümsüzlük bulunduğunu ve komisyonumuzun bunu tesbit etmesi gerektiğini, en zengin ülkelerin en çok bilgiye sahip ülkeler olduğunu, bilgi politikamızın bulunmadığını ve olan politikaların da kesintili olduğunu, bunların zayıflıklarımızı oluşturduğunu belirtti. Güçlü yanlarımız olarak insan potansiyelimiz bulunduğunu ve bilgilenmeye toplum olarak yatkın olduğumuzu, ancak koordinasyon gerektiğini, iletişim altyapısının dağınık olduğunu belirtti. Tayyar Şen: Güçlü yanlarımız olarak jeopolitik konumumuz ve demografik yapımızın (genç ve öğrenmeye istekli nüfus), dış pazarlarda artan itibarımızın, bölgesel anlaşmalara katılım istekliliğimizin ve GAP projesinin ortaya çıktığını; zayıf yanlarımızın hükümet politikalarındaki yetersizliğin, elektronik ticaret mevzuatında yetersizliğin, ulaşım ve enerji altyapısında sıkıntıların, kamuda eşgüdümsüz işlemlerin, üretimde AR-GE eksikliğinin ve ithalata bağımlılığın, eğitimde master plan bulunmamasının, ve bilgi politikasızlığının olduğunu belirtti. Osman Coşkunoğlu: Genel olarak bir başıbozukluk ve koordinasyonsuzluk bulunduğunu, bunun nedeninin siyasi istikrarsızlığa bağlandığını, ancak İtalya'nın 60'larda ve 70'lerde durumunun Türkiye ile aynı olduğunu, ancak endüstriyel gelişim için bir politika oluşturduklarını, bunu politik yapıdan bağımsız örgütlenmelerle sağladıklarını, adem-i merkeziyetçi yapıda esnek ittifak yapıları ve devlet kültürü oluşturduklarını vurguladı. Hasan Çoban: Dünyada bu konuda değişik modeller bulunduğunu, Türkiye'de kurumsallaşmış politika bulunmadığını, toplumun her kesiminden destek alacak politikalar oluşturulması gerektiğini, siyasal kararlılık bulunmadığını, her kurumun kendi başına bir şeyler yaptığını, ancak yönlendirici bir kurum bulunmadığını, özerk politika üretecek bir kurumdan yoksun olduğumuzu belirtti. Osman Coşkunoğlu: İstikrarsızlığın bilgi ekonomisinde önemli bir sorun olduğunu, bir güç faktörü olarak ileri sürülen teknolojiyi satınalma eğiliminin teknoloji geliştirilmesini önleyen bir tehdit faktörü haline gelebileceğini belirtti. Büyümenin nasıl olduğu üzerinde tartışmaların 80'li yıllarda yeniden gündeme geldiğini, ABD'de bu konuda yapılan araştırmaların %80'lik bir büyümeyi meydana getiren faktörlerden yarısının insan ve makinadan oluşan fiziksel faktörler olduğunu, diğer yarısının ise teknik gelişim faktörü olduğunu, yeni ürün geliştirmenin ve pazarı büyütmenin fiziksel faktörlerdeki büyümenin de nedeni haline geldiğini, bugün bütün ekonomiyi sermaye faktörüne bağlamanın eksik kalacağını vurguladı. Geriden gelen ülkelerin öndekileri yakalama avantajlarına sahip olduklarını, bunun %2'lik bir payı olduğunu, Türkiye'nin böyle bir fırsata sahip olduğunu, ancak bunun potansiyel bir fırsat olup ancak sağlıklı bir politika ile mümkün olabileceğini belirtti. Hasan Çoban: Alışkanlıklardan zayıflık olarak bahsedildiğini, girişimciliğin teşvik edilerek bunun güçlü yan haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Yaşar Tonta: İnnovasyonun büyümenin yarısını oluşturduğunu, ancak bunun iyi yöneltilmesi gerektiğini, toplumsal gelişimin tarımdan sayayiye, sanayiden bilgi toplumuna geçiş olarak belirtildiği, burada insanın bilgi kapsamında gelişiminin sözkonusu olduğunu, donanımın tek başına yeterli olmadığını, bilgi işleme potansiyelinin de önemli olduğunu, bunun için geçmişte biriken bilginin kullanımının gerekli olduğunu belirtti. İnnovasyonun tek başına yeterli olamayacağını, bunu besleyecek bilginin üretim, yönetim ve kullanımının gerekli olduğunu, bilgi içeriklerinin birleştirilerek innovasyon altyapısının oluşturulması gerektiğini belirtti. Müjgan Şan: Tekstilde bir dönem gösterilen başarının rastlantısal olduğunu, bu sektörde sanayicinin elinde bilgi bulunduğunu, ancak bunun kullanımında sıkıntı olduğunu, devletin bu alanda düzenleyici rolünün iyi tanımlanması gerektiğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Denizli örneğine değinerek buradaki katma değerin Türkiye ortalamasının altında çıktığını, toplam faktör verimliliğinin yüksel olmadığını?, bu yöredeki büyümenin sadece sermaye katkısı şeklinde meydana geldiğini belirtti. Talat Postacı: Denizli'de MPM tarafından bir verimlilik çalışması yapıldığını, bu bölgede, Gaziantep'te olanın aksine için ikinci kuşak tarafından devralındığını söyledi. Osman Coşkunoğlu: İki hususun önemli olarak ortaya çıktığını, bunlardan birincisinin kurumsal eksiklikler olduğunu, ikincisinin ise bilginin ortaya çıkışı ve kullandırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Yaşar Tonta: Bilgi ekolojisi kavramının önemini vurgulayarak bilgiye duyarlı ekonomiden bahsediyorsak bir bilgi ekolojisinden bahsetmek gerektiğini, kurumsal yetersizlikler olduğunu belirtti. Tayyar Şen: Bilgi ekolojisi için standartlar ve kurallar (mevzuat) konulması gerektiğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Şimdiye kadar zayıflıklarımızla ilgili belirlemelerin ön plana çıktığını, güçlü yanlarımızla ilgili belirlemelerin yaralı olacağını belirtti. Ercan Boyar: Avrupa Birliğine giriş faktörünün, bazı standartları ve kuralları uyumlu hale getirme zorunluluğu nedeniyle bir fırsat olarak ortaya çıkabileceğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Türkiye'nin kalkınma modeli itibariyle henüz Avrupa ya da ABD modellerinden birisine angaje olmadığın, bunun bir güçlülük faktörü olup olamayacağının tartışılabileceğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Konuya sektörler boyutunda bakılarak sektör kavramının tanımlanması gereğini, bunu klasik anlamda sektörler olarak ya da insan eğitimi, eğitim kurumları gibi toplumsal katmanlar itibariyle bakılabileceğini belirtti. Tayyar Şen: Sektör kavramının bilgiyi kullananlar ve bilgiyi ayıranlar olarak ayrı ayrı tanımlanabileceğini, kullanımın özendirilmesi ve bilginin üretilmesi gerektiğini belirtti. Fahrettin Özdemirci: Bunun bir hizmet ve girdiler sektörü olarak ele alınabileceğini, bilgiye ekonomik katkısı açısından hizmetin önemli olduğunu belirtti. Hasan Işın Dener: Komisyonun bir rapor hazırlanması ile kısıtlı olduğunu, kurumsal ve yasal düzenlemeler konusuna eğilinmesi ve bazı bakış açılarının verilmesi gerektiğini, öte yandan süremizin kısıtlı olduğunu, bu durumda mevcut sektör tanımlarına bağlı kalınması, ancak konuya da değişik sınıflandırmalar çerçevesinde 2020 yılını hedef alarak bakılması gerektiğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Bilginin tanımlanması çerçevesinde katma değer üreten bilgi üzerinde durulması gerektiğini belirtti. Tayyar Şen: Sektörlerin diğer komisyonlar tarafından ele alındığını, komisyonumuzun bunların ekonomiye kazandırılması açısında konuyu ele alması gerektiğini belirtti. Nilüfer Agan: TİSK olarak bilgi ekonomisi kavramı üzerinde düşünüldüğünü, konunun rekabet gücü ile ilgili olduğunu, eğitim kavramı üzerinde durulduğunu, ancak eğitimin mesleki eğitimi de kapsayan yaşam boyu eğitim olarak algılanması gerektiğini, üretim sürecinde çalışanların bilgi katkısının gerektiğini, eğitimin bu noktada önemli olduğunu ve sanayiye bu kapsamda teşvikler verilmesi gerektiğini, sendikaların da bu sürece katkıda bulunması gerektiğini belirtti. İbrahim Eriş: Zayıflıklar analizinde kurumsal eksikliklerden bahsedildiğini, öte yandan varolan kurumların kuruluş yasalarında bilgi ekonomisine geçişi zorlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti. Hasan Işın Dener: Rekabet gücünü artırıcı boyutun alt bileşenlerinin olduğunu, rekabet gücünü artırma yanısıra buna istikrar kazandırılmasının, yani başarının bir kerelik olmaktan çok sürekli kılınmasının gereğini belirtti. Osman Coşkunoğlu: Bilginin ve eğitimin teşvik edilmesinin, bilgiye talebin güçlendirilmesinde yararlı olacağını, bunun dışında bilginin arzının önemli olduğunu belirtti. Konumuzun çok kapsamlı olması nedeniyle bilginin üretimi üzerinde odaklanması gerektiğini, klasik yaklaşımlarda eğitimin kalkınma ve zenginleşme sonrasına ertelendiğini, oysa bugün ekonomistlerin eğitimi ekonomi modellerine dahil ettiklerini, eskiden dışsal olarak tanımlanan bu faktörün bugün bir faktör olarak modellere girdiğini, bunun sonucunda buna yapılan harcamaların somutlaştırılabildiğini, örneğin AR-GE teşviklerinin ödemelerin bir kısmının kamu tarafından karşılanarak yapıldığını ve bunun ekonomik olarak geri döndüğünü belirtti. Toplantı sonunda toplantı tutanaklarının üyelere dağıtılarak bir sonraki toplantıya önerilerle gelinmesi, sonraki toplantının 23 Aralık Perşembe günü saat 09.30 da DPT'de yapılması kararlaştırıldı. |
| BİLGİ EKONOMİSİ Ö.İ.K.
23/12/1999 TARİHLİ TOPLANTI TUTANAĞI BEKÖİK-TT3 Bilgi Ekonomisi Ö.İ.K. ikinci toplantısı 23/12/1999
Perşembe günü saat 09.30 da DPT binasında yapıldı.
Başkan Osman Coşkunoğlu toplantıyı açarak bugüne kadar komisyon çalışması çerçevesinde durum saptaması yapıldığını, bugünden sonra daha işlevsel konularda görev bölüşümü yapılmasını, OİK el kitabındaki rapor formatı önerisi dikkate alınarak kullanılacak veriler ve görev bölüşümü üzerinde tartışılmasını önerdi. Bu konuda kurumsal yapının incelenmesi gerektiğini, dünyanın değişik organize alanlarında (Doğu Asya, OECD, gibi) tartışılan planların gözönüne alınarak bunların Türkiye için anlamının araştırılması gerektiğini, planlamalar yapıldıktan sonra denetim hususunun ve burada göstergelerin önemli olduğunu, ancak çalışmanın varolan göstergeleri vurgulamakla kalmayıp öneriler içermesi gerektiğini belirtti. Talat Postacı; Bilgi Sektörü kapsamına nelerin girdiğinin belirlenmesi gerektiğini, böyle bir çerçeve belirlenmesinden sonra bunun üzerinde çalışmanın olgunlaştırılması gerektiğini belirtti. Haluk Geray; Bilgi ekonomisinde grup çalışmaları yapmanın güçlüğünü belirterek global bir çerçeve çizmek gerektiğini, bilgi sektörünün mal ve hizmet cepheleri bulunduğunu belirtti. Yusuf Işık; elimizde önemli nirengi noktası olarak OECD tarafından yayınlanan rapor bulunduğunu, komisyonda temel noktaların ön plana çıkarılması gerektiğini, tek tek sektörel araştırma yapmanın güç olduğunu, bu çerçevede çalışmanın üç ana blok halinde ele alınması gerektiğini belirterek bunların; 1. Konunun kavramsal olarak ortaya konması, bu çerçevede bilgi ekonomisininbelirtti. Bu konuda ayrıntılı göstergeler bulunmamakla birlikte dünyada üzerinde tartışılmayan, genel kabul görmüş göstergelerin Türkiye'dreki mevcudiyeti ve aşamasının, Türkiye'de bunların ölçümü için neler yapılabileceğinin tartışılması gerektiğini belirtti. Tayyar Şen; somut politika önerileri geliştirilmesine yardımcı olacak öneriler ortaya konabileceğini, bu konuda merkezi bir yapıu oluşumunun ve bunu kimin sahipleneceğinin belirlenmesi gerektiğini, bunun kurumsal, hukuksal ve teknolojik ayaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Müjgan Şan; Bilgiye talebi artıracak politikalar izlenmesi, toplumu bir düzeye getirecek politikalar üzerinde çalışılması gerektiğini, bugün 1000 kadar kütüphane bulunmasına karşılık bunların kullanımında sıkıntılar bulunduğunu belirtti. Talat Postacı; bu konuda iyimser bir bakış gerektiğini, TOBB ve TÜBİTAK tarafından Dünya Bankası destekli projeler kapsamında çalışmalar bulunduğunu, kurumsal yapının çok önemli olduğunu, bu önemli çalışmaların yapıldığını belirtti. Fahrettin Özdemirci; halkın bilgiye erişim konusunda bir telaşının bulunmadığını, toplumun bilgiye gereksinim duymasının sağlanması gerektiğini belirtti. Osman Coşkunoğlu; bilgi konusunda arz ve talep konularının farklılk gösterdiğini, OECD'nin bilgi ekonomisinde ICT'yi önde tuttuğunu, bilgiye talebin bilgi ekonomisi içerisinde ele alındığını, üniversitelerde araştırma laboratuvarları kurulması, ortaöğretimde bilgisayar laboratuvarları kurulması gibi altyapısal düzenlemelerin talbi artırıcı etki yapacağını belirtti. Talat Postacı; bilgi ekonomisi ve bilgi toplumu kavramlarının farklı olduğunu, bilgi ekonomisinde bilginin ekonomiye katkısının tartışılması gerektiğini söyledi. Yusuf Işık; burada ekonomiye bakışla başlamak gerektiğini, kritik noktaların neler olduğunun belirlenmesi gerektiğini belirtti. Yüksek katma değer yaratan ürünler ihraç etmeyen ülkelerin ihracatta başarılı olamadığını söyledi. Bilgehan Gürlek; bilgi ekonomisi ile bilgi toplumunun birbirinden ayırt edilemediğini, bilgi toplumu olunarak bilgiye talebin geliştirilebileceğini, Avrupa'nın AR-GE'de ABD'yi yakalamaya çalıştığını, bu sürecin pazara dönük yanının önem kazandığını, innovasyon alanındaki gelişmelerin yakalanması gerektiğini, pazara dönük yaklaşım stratejileri belirlenmesi gerektiğini söyledi. Osman Coşkunoğlu; sektörde talebi oluşturmak için düzenlemeler yapılması gerektiğini, bilgi ekonomisinin bilgi toplumundan soyutlanmaması gerektiğini, ancak arzın talebi yarattığıtezinin tam olarak doğru olmadığını belirtti. Arzı öne çıkaran politikalar kadar talebi teşvik edici politikalar üzerinde de durulması gerektiğini söyledi. Müjgan Şan; ekonomisi sağlam işleyen toplumların bu bilgileri ağlara taşıdığını, toplumun bilgi kullanımına hazırlanması gerektiğini belirtti. Yaşar Tonta; kurumsal yapının bütünsel bir bilgi altyapısı olarak ele alınması gerektiğini, burada sadece donanım boyutunun değil bilginin düzenlenmesinin ve dolaşımının, bu içerikten nasıl yararlanılabileceğinin ele alınması gerektiğini, altyapının içeriği de kapsaması gerektiğini, altyapıda bilgi girdisinin önemli olduğunu, iş ortaklıkları şeklinde talep yaratılabileceğini belirtti. Başkan Osman Coşkunoğlu; nasıl bir çalışma yöntemi izlenmesi ve görev bölüşümü konusunda görüşme yapılmasını önerdi. Yaşar Tonta; alt komisyonlar şeklinde çalışmanın verimli olmadığını, sürenin kısa olduğunu söyledi ve bir hafta içerisinde her üyenin kendi görüşlerini bilgi havuzuna koymasını, bir hafta sonunda bu bilgilerin derlenmesini önerdi. Başkan Osman Coşkunoğlu; zaman sınırı olarak 11 Ocak 2000 Salı günü 14,00 de toplanılmasının uygun olacağını, göstergeler bakımından ekonomik ve demografik göstergelere gereksinim olduğunu belirtti. Yusuf Işık; göstergeler üzerinde kavramsal tartışmalar olduğunu, bazı göstergelerin temel olarak kabul edildiğini, ancak bazılarının tartışmalı olduğunu, buna karşın bunların bilinmesinde yarar olduğunu, bazıları ile ilgili veri bulunmadığını, projeksiyon rakamları vermenin sakıncalı olabileceğini, çok temel olan verilerin kullanılabileceğini söyledi. Bu konuda sadece doğrultuların belirlenmesinin, sorunun özünü gözden kaçırmamak bakımından, rakamlar vermekten daha yararlı olacağını belirtti. Bilgehan Gürlek; demotivasyon yaratmaması bakımından rakam vermek yerine genel trend ve perspektifleri vermenin yararlı olacağını belirtti. Haluk Geray; hedefler verilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Osman Coşkunoğlu; OECD'nin ana göstergelerinin kullanılabileceğini, ne gibi göstergelerin yararlı olabileceğinin belirlenebileceğini belirtti. Yaşar Tonta; altyapı yatırımlarının yüksek görünebileceğini, ancak bunun önemli kısmının tüketicinin kendi tarafından karşılanacağını ve bir zamana yayılmış yatırım olacağını, bu tür yatırımların gelecekte değişik yararlarının ortaya çıkacağını söyledi. Bir sonraki toplantının 11 Ocak 2000 Salı günü saat 14,00 de yapılmasına, bu zaman süresinde her üyenin kendi alanında görüş ve önerilerini bu toplantıya hazırlamasına, bunların daha sonra bir komisyon eliyle rapor haline getirilmesine karar verildi. |
| ...© DPT, 18.11.1999 - 2. 2. 2000 |
|
|
|